ATHEIST’S DIARY / ATEİSTİN GÜNLÜĞÜ

Eylül 7, 2009

Bildiri – Birlikteliğimizin Sonu…

Öncelikle uzun bir aradan sonra ‘yeniden’ ve ‘yine’ size MERHABA demek istiyorum arkadaşlarım…
Blogu açtığım andan itibaren bugüne kadar uzanan süreçte ; birçok yazılar yazdım , arkadaşlarımın makalelerini aktardım ve en azından insanların bir gözünün dahi açılması adına ufak tefek uğraşlar verip durdum. Lakin yolun sonuna geldiğimi düşünmekteyim…

Bunun nedeni asla bu bahsi geçen süreç içerisinde aldığım ‘seni gebertirler,akıllı ol’ gibi gönderimler değildir. Bunu belirteyim.

Bunun tek sebebi , inzivaya çekilip oturup mantıklıca düşünerek aldığım bir karardır :

Bundan sonra soyut şeyler üzerinde kafa yorup , ter dökmeyi bırakıyorum!


Ve bu nedenden dolayı da artık yeni makale yazmayacak/aktarmayacağım…
Fakat bu blogumu kapatacağım anlamına gelmez. Bundan sonra blogumuz çok istisnai durumlar olmadığı sürece pasif olarak online kalmaya devam edecektir.

Hiç bir yeni ekleme yapılmayacak , bundan önce yazılmış olan makaleler hakkında yorum kabul edilmeyecektir.

Bugüne kadar seviyeli veya seviyesiz , herkesin attığı her yorum için , gösterilen her ilgi ve alaka için hatta bazen destek için hepinize
teşekkürlerimi sunuyorum…

Saygılarımla ,

Kızıl…

Temmuz 10, 2009

Nikola Tesla Kimdir ?

Nikola Tesla (Sırpça: Никола Тесла; d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.

Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç Tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. Annesi de onu destekledi, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz’daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.

Prag’daki tahsilini 1880’de bitirdikten sonra, Budapeşte’de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.


Elektrik Endüstrisinin Durumu :

O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt’ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.

1884’te genç kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York’ta gemiden ayrıldı. Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatör sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi’si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.

İlham :

Tesla’ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: “Buldum!” Tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alan”ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.

Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte’de “Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı.

Edison tarafından cesareti kırıldı :

Tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Edison’a rastladığı zaman Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.

Bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Tesla’ nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla’nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve Tesla Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Tesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.

Alternatif akım ortaya çıkıyor :

O zaman Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla, 1887’nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan’ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

Bu sırada Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.

Fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? Doğal olarak, bu kuruluş, Edison-General Electric olmayacaktı. Aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.

İşte tam o sırada George Westinghouse, Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar.

Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda kaldı.

1890’da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo’ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.

Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Tesla’nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.

O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)’de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW’lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı.

Uzaktan radyo kontrolü :

Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898’de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi.Geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.

Yüksek frekans öncülüğü :

Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Tesla Bobinleri – Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı.

Dünyanın en güçlü vericisi :

Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.

İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

1899’da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Tesla New York’a geri döndü.

Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla’nını hayranı olmuştu. Tesla, kısa zamanda Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.

Dünya çapında telsiz :

Long Island’ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.

Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.

34’üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.

Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.

Kahin gelecekten bahsediyor :

Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Tesla ‘nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. “Dünya çapında telsiz sistemi”nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleri ile, Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü Radyo sitesi anlatılıyordu.

Morgan’ın yardımı sona eriyor :

1904 Mart’ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt’luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.

Niyagara Projesi asla gerçekleşmedi. Fakat, gösterişli Long Island’ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenlerle, J. P Morgan düşüncesini değiştirdi ve Tesla’nın para kaynağı aniden kurudu. Başlangıçta Tesla, Morgan’ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan kararlıydı. Morgan’ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi.

Mantıksız bir saygısızlık :

I. Dünya Savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre Long Island, Wardenclyffe’deki Tesla’nın şanlı kulesinin, A.B.D.’nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.

Kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.

Radyo frekans alternatörü :

1890’da Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz’lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz’e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt’a çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.

Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla “Radio Corporation of America (RCA)” şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919’da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.

Birincisi N.J. New Brunswick’te kuruldu. 200 kilo Watt’da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Tesla’nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla yeniden gerçekleştirildi.

Radar ve türbinler :

Tesla, birçok alanlarda üretken araştırmalara devam etti. 1917’de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. Eğer bu radar değilse, neydi? Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929’a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için “kepçesiz” yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. Kolay öfkelenen Tesla ile, Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. II. Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.

Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912’de Nikola Tesla ve Thomas Alva Edison’un 40.000 $’lık Nobel Ödülü’nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Edison’u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917’de Tesla’ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.

Kişilik değişimi :

Bay Nikola narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinirdi.

Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.

Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.

Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.

Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.

Tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. Buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı. The Prestige adlı Hollywood yapımı filmde de Nikola Tesla’nın alternatif akımla ilgili görüşleri yer almaktadır. Filmde Tesla’nın alternatif akımından yararlanarak büyük bir gösteri yapan bir sihirbazın hikayesi anlatılmaktadır.

Kaynakça :

* Bilim ve Ütopya Dergisi / Mart 2000 / Sayı 69
* Yumuşakçalar ve Diplomasi / Çelik Erişçi / Sayfa 219
* Focus Dergisi Web Sitesi / Yüzyılın Dahileri
* Nicola Tesla Web Sitesi / http://www.nicolatesla.com
* Bilim Teknik Dergisi / Sayı bilinmiyor (?)

Temmuz 7, 2009

İstatistiksel Veriler

Filed under: 'Sorgu' — k1z1l @ 7:05 pm
Tags: , , , ,

ABD’de üniversite öğrencileri arasında yapılan ve Chronicle of Higher Education’da yayınlanan bir ankete göre (19 Kasım 1986, sayfa 37), ABD üniversite öğrencilerinin yarısından çoğu yaratılışçıydı ve üçte biri hayaletlere, ölülerle haberleşmeye, uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğine, yeti efsanesine, vs. inanıyordu. Bu sonuç günümüzde bilim eğitiminin, insanların beynine girmede tabloid gazetelerdeki sözde bilim (pseudo science) saçmalıklarından daha etkili olamadığının bir göstergesiydi.

Ayrıca aynı anket, yaratılışçılığı benimseyen gençlerin kitap okumaya daha az eğilimli olduklarını ve not ortalamalarının da yaratılışçı olmayan gençlere nazaran daha düşük olduğunu gösteriyordu. Bu sonuç uzmanlar tarafından, yaratılışçı inanca sahip kesimin bilimsel bilgiye karşı sergilediği şüphe ve güvensizliğin bir göstergesi olarak yorumlanmıştı. Ohio’daki ortaokul ve lise biyoloji öğretmenleri arasında yapılan başka bir anket, çoktan seçmeli bir sorudaki 5 şık arasından “evrim teorisi”ni en iyi tanımlayan şıkkı ankete katılanların sadece %12’sinin doğru olarak tespit edebildiğini gösteriyordu.

Eşit derecede ilginç bir başka anket bulgusu, yine Ohio’da, bu sefer okul müdürleri arasında yapılan bir ankette, anket katılanlarının %53’ünün yaratılışçılığın okullarda okutulması gerektiğini ve yer alacağı dersin biyoloji ve fen bilgisi dersleri olması gerektiğini düşünmesiydi. Bu ankete katılan okul müdürlerinin sadece %2’si “evrim teorisi”nin tanımını şıklar arasından doğru olarak seçebilmişti.

Bunun yanında, TPM (The Philosopher’s Magazine) adlı felsefe dergisinin Internet sitesinde yapılan anket (1999), felsefe okuyan kesimin inanç konularında diğer kesime göre ne kadar bilinçli olduğunu gösteriyor.

Ankete katılan 1000 okur arasında,

Tanrı vardır diyenler %31, yoktur diyenler %69
uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğine inananlar %9, inanmayanlar %91
Canlıların gelişiminde evrimin rol oynadığına inananlar %76, inanmayanlar %24
İlk insanlar yaratılıp dünyaya konulmuştur diyenler %14, bunu kabul etmeyenler %86
Etik (Ahlak)’ın kültüre bağlı olarak göreceli olduğuna inananlar %41, inanmayanlar %59
İnsanların aya ayak basmadığına inananlar %2, bastığını düşünenler %98 (more…)

[Tevrat’ın Eleştirisi] Uzun Ömürlü Nebiler…

Kutsal kitaplarda anlatılan, gerçekte yaşadıklarına dair hiç bir kanıt olmayan Peygamberler ve onlarin yine Peygamber olan çocukları, inanılmaz derecede uzun yaşamışlardır.

İnsanların ortalama 40-50 sene civarinda yaşadıkları bir dönemde kaleme alınan kutsal kitaplar, oldukça abartılı bu yaş anlatımlarını elbette ki mucizevi bir şeyler gösterme amacıyla yapmışlardır. Fakat hiç bir insanın yaşayamayacağı bu süreleri, bir çok kıytırık peygamber yaşamışken(!), her ne hikmetse çok daha meşhur olan İsa ve Muhammed yaşayamamışlardır. Biri 30’ların başında, diğeri ise 50’lerin sonunda hakkın rahmetine kavuşmustur.

Eski Ahit’de Adem ve takip eden neslinin bir kısmının yaşları hakkında bir bölüm var, aşağıda veriyorum (dikkat ediniz, arada hiç bir kadın bulunmamaktadır);

Tekvin-5

3/ Ve Adem yüzotuz yaşında, kendi benzeyişinde, suretine göre bir oğulun babası oldu; ve onun adını Şit koydu, 4/ Ve Şit’in babası olduktan sonra, Adem’in günleri sekizyüz yıl oldu. 5/ Ve Adem’in yaşadığı bütün günler dokuzyüzotuz yıl oldu; ve öldü. 6/ Ve Şit yüzbeş yaşında, Enos’un babası oldu; 8/ ve Şit’in bütün günleri dokuzyüzoniki yıl oldu; ve öldü. 9/ Enos doksan yaşında Kenan’ın babası oldu, 11/ Enos’un bütün günleri dokuzyüzbeş yıl oldu; ve öldü. 12/ Ve Kenan yetmiş yaşında Mahalalel’in babası oldu, 14/ ve Kenan’ın bütün günleri dokuzyüzon yıl oldu; ve öldü. 15/ Mahalalel altmışbeş yaşında Yared’in babası oldu, 17/ ve Mahalalel’in bütün günleri sekizyüzdoksanbeş yıl oldu; ve öldü. 18/ Ve Yared yüzaltmışiki yaşında Hanok’un babası oldu, 20/ ve Yared’in bütün günleri dokuzyüzaltmışiki yıl oldu; ve öldü. 21/ Ve Hanok altmışbeş yaşında Metuşellah’ın babası oldu, 23/ ve Hanok’un bütün günleri ücyüzaltmışbeş yıl oldu. 25/ Ve Metuşellah yüzseksenyedi yaşında Lamek’in babası oldu, 27/ ve Metuşellah’ın bütün günleri dokuzyüzaltmışdokuz yıl oldu; ve öldü. 28/ Ve Lamek yüzsekseniki yaşında bir oğulun babası oldu; 29/ ve: işimizden Rabbin lanet ettiği topraktan olan ellerimizin zahmetinden, bu bizi teselli edecek, diyerek onun ismini Nuh koydu. 31/ ve Lamek’in bütün günleri yediyüzyetmişyedi yıl oldu; ve öldü. 32/ Ve Nuh beşyüz yaşında idi; ve Sam’ın, Ham’ın ve Yafet’in babası oldu.

Tekvin-9

28/ Ve Nuh tufandan sonra üçyüzelli yıl yaşadi. 29/ Ve Nuh’un bütün günleri dokuzyüzelli yıldı; ve öldü.

(Not: yukarıda söz edilen muhteremler, sadece Ayet’lerde belirtilen çocuklara sahip olmamışlardır. Aralarda atlanan Ayet’lerde, isim ve sayı verilmeden bir çok kız ve erkek çocuğun da olduğu söylenmektedir.)

Tevrat’da Nuh’un oğullarından Ham ve Yafet hakkında cok fazla ayrıntı yok, fakat Sam hakkında ayrıntı bulunmakta. (Tufandan iki yıl sonra Sam’ın oğlu Arpakşad doğuyor. Arpakşad doğduktan sonra Sam, beşyüzyıl daha yaşıyor. Tufan’da kaç yaşındaydı bilmiyoruz, dolayısıyla kaç yaşında öldüğünü de bilemiyoruz..) Sam mevzusu baygınlık verecek kadar çok isim içermektedir. İslam dünyası için de önem taşıyan Abram (İbrahim) ve Lut, Sam’ın soyundan gelmektedir.

Peki Musa kaç yıl yaşamıştır?

İslami kaynaklar Musa’nın 320 yıl yaşadığını bildirmekteler. Kardeşi Harun ise Musa’dan 3 yıl önce ölmüştür. Bu duruma göre Harun en az 300 yıl yaşamış olmalıdır(!). Her ikisinin ölümleri ile ilgili aktarılan hikaye de ilginçtir, bakalim;

Harun’un ölümü yaklaştığında, Sahra içinde bir ağaç ve o ağacın gölgesinde bir taht görür. Musa ‘ey kardeş’ bu taht kimindir dediğinde, Harun ‘bilmem kimindir, ama şunun üzerinde biraz uyuyayım’ der ve uyur. Bir daha uyanmaz, orada ölür. Öldükten sonra ağaç, taht ve Harun yok olur. Musa da Harun’un göğe çıktığını anlar. Musa beni-İsrail’e gelince pek hoş karşılanmaz, kardeşi Harun’u öldürdüğü söylenir. Musa buna çok üzülür ama durumu açıklayamaz. Bu olaydan 3 sene sonra Musa da ölür, ölümü kısaca şöyle olur;

öleceğini anlayan Musa vasiyetini hazırlar ve Yuşa ile beni-İsrail’den ayrılır. Biraz gittikten sonra bir rüzgar çıkar ve Musa o rüzgarın ne olduğunu anlar, fakat Yuşa anlamaz. Musa Yuşa’yı kucaklar, yel şiddetlenir ve karanlık olur. Musa Yuşa’yı kucaklamışken yok olur, yeleği Yuşa’nın elinde kalır. Yuşa beni İsrail’e dönünce, halk bu sefer Yuşa’nın Musa’yı öldürdüğünü söyleyip, Yuşa’yı öldürmeye kalkarlar. Bir melek devreye girer, durumu anlatır, vs.vs.

İsrailoğullarına göre biri öldü ise onu mutlaka öldüren başka biri vardır. Peygamber bile rahatca cinayet ile suçlanabilmektedir. Kimsenin kimseye güveni yoktur. Yahudilik güvensizlik üzerine kurulmuş, sapık bir dindir.

ateizm2.org adresinden alıntıdır…

Fiyaskolar Literatürü

Uzun ve uğraş isteyen birkaç günlük araştırmalarım ve incelemelerim sonucunda bir fiyaskolar literatürü olan kuranın arşivini çıkartmak istedim …

Yeni incelemeler sonucunda ortaya çıkan sonuçlar daha sonradan arşive eklenecektir.

Şimdi sizi dilediğini saptıran , dilediğini doğru yola ileten allahın kelamıyla baş başa bırakmak istiyorum…

Saygılarımla…


Enam
123. Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.

125. Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.

Tevbe
109. Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem ateşine giden kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

İbrahim
22. (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah’a) ortak koşmanızı reddettim.” Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.
[ Daha önce allaha restin kralını çeken , sonrasında ‘dönen’ şeytan ]

Şuara
210. O’nu (Kur’an’ı) şeytanlar indirmedi.

211. Bu onlara düşmez; zaten güçleri de yetmez.

212. Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.

[ Vahyi işitmekten uzak tutulmuş ‘şeytanlar’ , sınava ne derece tabi tutulabilir ? ]

Maide
12. Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.
[ Parantez içerisinde açıklamayı sündürerek işin içinden çıkılmaya çalışılmış fakat allaha borç vermekten nasıl ihtiyacı olanlara borç vermek çıkarılmış , anlayamadım… Ayrıca , allahın borca ihtiyacı mı var ? ]

18. Yahudiler ve hıristiyanlar “Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O’nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah’a aittir. Sonunda dönüş de ancak O’nadır.
[ Dilediğini bağışlar , dilediğine azap eder .. İlginç ]

Şura
7. Şehirlerin anası (olan Mekke’de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.
[ Mekke’ye inmiş bize ne ? ]

Yasin
9. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

10. Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
[ Artık göremezler , uyarsan da uyarmasan da birdir , inanmazlar … ( Ama bu haksızlık ! ) ]

11. Sen ancak zikre (Kur’an’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.

Fatır
8. Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülüğü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah dilediğini sapıklığa yöneltir, dilediğini doğru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Allah onların ne yaptıklarını biliyor.
[Allah dilediğini sapıklığa yöneltir. Sonra da niye sapıklaştınız der , sorgular ]

Saffat
48. Yanlarında bakışlarını kendilerinden ayırmayan iri gözlü dilberler.

49. Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurtalar gibidirler.
[ Yumurtalar ? .. İnansam mı ne yapsam acayip tahrik oldum ! ]

Ahzab
32. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah’tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.

33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
[ Kadınsan kadınlığını bil evinde otur ! ]

51. Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.

52. Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetler.
[ Cariyeler hariç canım , istediğin kadar cariye al .. ]

56. Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
[ Allah peygamberine tapıyor , ne hoş .. ]

57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.
[ Allahı incitmek ?!? .. ]

Temmuz 3, 2009

CEMİL ÇİÇEK VE AKP’NİN KÜRT VATANDAŞLARIMIZA BAKIŞI…


Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Hakkâri, Tunceli, Van ve Iğdır illerinde belediye başkanlıkları DTP’nin oldu.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu’nun köşesinde yayımlanan (31 Mart 2009 / Salı) demecinde şu değerlendirmeyi yaptı:
“Her parti, bu seçimde ne kazandığı kadar, neden daha fazla oy ve başkanlık kazanamadığına da kafa yormalı. Biz öyle yapacağız. Türkiye’nin belirli bir bölgesinde DTP’den başka parti kalmadı. Iğdır’ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar. AKP o bölgede sadece Mardin’i kazandı. Tamam Ankara’yı aldık diye sevinebiliriz, CHP de İzmir’i aldık diye övünebilir. Ama bu kutlamanın, Türkiye’nin güvenlik açısından sorunlu bölgesine yardımı olmaz. Oraya ayrıca dikkatle bir bakmak gerekir.”

Cemil Çiçek çok ilginç konuşmuş. Sanki AKP’ye oy verenler adam da DTP’ye oy verenler adam değil. Elbette DTP’nin de eleştirilecek çok tarafı var ama bu sözleri üzerine Çiçek’i eleştirmek şu an için daha yerinde olur.

Bir kere eğer DTP bir ötekiyse ve bu öteki aynı zamanda zararlıysa ve zararlı, AKP iktidarı zamanında güçlendiyse bunun sorumlusu zaten AKP’dir. Ama halkı ayıran ötekileştiren ne kadar DTP’dir ne kadar AKP’dir. İşin orası tartışılabilir. Mesela “Beğenmeyen çeker gider!” “Ananı al git!” “Gül’ü cumhurbaşkanı olarak kabul etmeyen ülkeyi terketsin!” “Ben senin mini eteğine karışıyor muyum?” gibi yaklaşımlar insanları ötekileştirmiyor mu?

Bunu geçelim Çiçek’in “Ermenistan sınırındalar” paranoyası ne oluyor? Kürtler zaten yüz yıldır Ermenistan sınırındalar. DTP orda bir seçim kazanınca ne çirkin laflar, ne saçma imalar bunlar böyle. Ona bakacak olursak Gül de kalktı Ermenistan’a gidip oranın Cumhurbaşkanı ile beraber futbol maçı seyretti. O zaman neden telaşa düşmedin, diye sorarlar adama. Kaldı ki DTP’den biri kalkıp da Ermenistan’a da gitmedi. Hoş gitse de Ermeniler’de de veba yok sanırım. Erdoğan seçim mitinglerinde başka bir parti için “kafatası Milliyetçisi” yakıştırmasını yapıyordu ama Çiçek’in son tavrı asıl kafatası Milliyetçisinin kimler olduğunu çok iyi gösteriyor.

Bir yandan TRT şeş’i aç, bir yandan Kürtlere vebalı insan muamelesi yap, bir yandan gecekondu mahallelerinde kömür dağıt, diğer yandan sağlığı paralı hale getir, emeklilik yaşını 65 yap prim ödeme gün sayısını uzat patronların yararına fukaranın gırtlağını sık. Bir yandan Davos’ta artistlik yap diğer yandan Gazze’yi bombalayan pilotları Konya’da eğit. Bu kadar ilkesiz, bu kadar yoz bir parti daha kuruldu mu? Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en ilkesiz, en omurgasız, en ikiyüzlü, en çıkarcı politikalarını izliyoruz başrolde AKP, alkışlar AKP’ye!

Teşekkürler Kloroben
Alıntıdır…

MUSA TANRIYA AKIL VERİYOR !

Filed under: 'Sorgu',Devrim,Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 3:49 pm

Tevrat’ın tanrısı İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarıyor Sonra Musa’yı Sina dağına çağırıyor, ona yapacağı işleri anlatıyor konuşuyor ve taş tabletleri veriyoe fakat bu sırada aşağıdaki halkın başına vekil bıraktığı harun İsrailoğullarının isteğiyle onlara altın bir buzağı putu yapıyor İsrailliler bu puta ibadet ediyor ve Tanrı duruma öfkeleniyor, bakalım ne oluyor:

“Çık.32: 7 RAB Musa’ya, “Aşağı in” dedi, “Mısır’dan çıkardığın halkınbaştan çıktı.

Çık.32: 8 Buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme birbuzağı yaparak önünde tapındılar, kurban kestiler. ‘Ey İsrailliler, sizi Mısır’dan çıkaran ilahınız budur!’ dediler.”

Çık.32: 9 RAB Musa’ya, “Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum” dedi,

Çık.32: 10 “Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yokedeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.”

Çık.32: 11 Musa Tanrısı RAB’be yalvardı: “Ya RAB, niçin kendi halkınakarşı öfken alevlensin? Onları Mısır’dan büyük kudretinle, güçlü elinle çıkardın.

Çık.32: 12 Neden Mısırlılar, ‘Tanrı kötü amaçla, dağlarda öldürmek, yeryüzünden silmek için onları Mısır’dan çıkardı’ desinler? Öfkelenme, vazgeç halkına yapacağın kötülükten.

Çık.32: 13 Kulların İbrahim’i, İshak’ı, İsrail’i anımsa. Onlara kendi üzerine ant içtin, ‘Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Söz verdiğim bu ülkenin tümünü soyunuza vereceğim. Sonsuza dek onlara miras olacak’ dedin.”

Çık.32: 14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.”

İyi ki Musa rabbe akıl vermiş yoksa durum vay ki vay. Demek ki Musa Allah’tan daha iyi biliyordu.

Teşekkürler Kloroben🙂
Alıntıdır…

SINAV…

Filed under: Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 3:43 pm

Tanrı kavramını şöyle bir basitçe ele alayım dedim.

[Bu arada zırvacı arkadaşlarımız uzun zamandır yorumlarda yoklar , özledik onları :)]

Öncelikle Tanrı neyin nesidir bir beyin fırtınası yapalım .

-Resmi-
YOK!

İsim : Tanrı
Ana adı : İnsan/Belirsiz
Baba adı : İnsan/Belirsiz
Lakapları : Yehova , Ahura Mazda , Allah ve bilimum içimizin yağını eriten isimler…
Kütüğü : Ne sağdadır , ne solda . Belirsiz
Doğum tarihi : Bilinmiyor (bkz. İnsanlık Tarihi)
Cinsiyet : Bilinmiyor , bilinen tek şey ne erkek ne kadın olduğu..
Dini : Yok , yahut bilinmiyor… ( Araplara göre Müslüman )

Şimdi bu paranoyak Tanrımızı sorgulayalım…

Madem indirdiği tüm kutsal kitaplarda da geçtiği gibi Tanrı sonsuz kudret sahibiyse , geleceği de biliyor demektir…

Pekala madem geleceği biliyor , bizi yaratırken cennete veya cehenneme gideceğimizi de önceden biliyor demektir…

Öyleyse neden sınava tabi tutuyor ?
Demekki bilmiyor ?
Her şeye kudreti yetmeyen bir varlığa(yokluğa) inanmak ne derece mantıklıdır ?

İndirdiği kitapların bilimle ve mantıkla çelişmesini geçtim ,
Neden kendisiyle çelişir ?

Neden yarattığı kullar arasında cinsiyet ayrımcılığı yapar ?
Neden yarattığı kulunu cehennemde sonsuza dek yakmak ister ?
Bir anne/baba bunu yapabilir mi ?

Tek seferde en mükemmeli olan Kur’anı indiremedi mi ?
Neden en mükemmel kitap için öncesinde 3 kitap indi ?
Onlar kendi zamanlarının en mükemmel kitaplarıysa Tanrı insanların değiştirmesine neden izin verdi ?
Kur’anın değiştirilmesine neden izin vermiyor ?

Neden ! Neden ! Neden !

Bitmez …

Haziran 29, 2009

Başvuru Formu…

Filed under: Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 1:41 pm

İsminiz ( Sadece İsminiz ) :
Hangi şehirdensiniz ? :
Yaşınız :
Öğrenim Durumunuz :
Ne sıklıkla kitap okur(bitirirsiniz) ? :
Size göre genel kültürünüz hangi seviyede ? :
Evrim teorisinden ne derece haberdarsınız ? Kabul ediyor musunuz ? :
Evrim bizden ne derece haberdar ? [Kilit Soru] :
Hafta içi online süreniz :
Hafta sonu online süreniz :
Ortalama olarak günlük blog’a ayırabileceğiniz süreniz :
Mesleğiniz :
Siyasi Görüşünüz :
Dini Görüşünüz :
Ne sıklıkla gündemi takip edersiniz ? :

Formumuz bu sorulardan oluşmaktadır.
Eksiksiz doldurup k1z1lyank1@gmail.com adresine göndermeniz durumunda değerlendirmeye alınacaktır…

Saygılarımla

Haziran 26, 2009

Hani Evrenseldi ?

Filed under: 1 — k1z1l @ 7:50 am

Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız. (Zuhruf 44)

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.