ATHEIST’S DIARY / ATEİSTİN GÜNLÜĞÜ

Temmuz 7, 2009

[Tevrat’ın Eleştirisi] Uzun Ömürlü Nebiler…

Kutsal kitaplarda anlatılan, gerçekte yaşadıklarına dair hiç bir kanıt olmayan Peygamberler ve onlarin yine Peygamber olan çocukları, inanılmaz derecede uzun yaşamışlardır.

İnsanların ortalama 40-50 sene civarinda yaşadıkları bir dönemde kaleme alınan kutsal kitaplar, oldukça abartılı bu yaş anlatımlarını elbette ki mucizevi bir şeyler gösterme amacıyla yapmışlardır. Fakat hiç bir insanın yaşayamayacağı bu süreleri, bir çok kıytırık peygamber yaşamışken(!), her ne hikmetse çok daha meşhur olan İsa ve Muhammed yaşayamamışlardır. Biri 30’ların başında, diğeri ise 50’lerin sonunda hakkın rahmetine kavuşmustur.

Eski Ahit’de Adem ve takip eden neslinin bir kısmının yaşları hakkında bir bölüm var, aşağıda veriyorum (dikkat ediniz, arada hiç bir kadın bulunmamaktadır);

Tekvin-5

3/ Ve Adem yüzotuz yaşında, kendi benzeyişinde, suretine göre bir oğulun babası oldu; ve onun adını Şit koydu, 4/ Ve Şit’in babası olduktan sonra, Adem’in günleri sekizyüz yıl oldu. 5/ Ve Adem’in yaşadığı bütün günler dokuzyüzotuz yıl oldu; ve öldü. 6/ Ve Şit yüzbeş yaşında, Enos’un babası oldu; 8/ ve Şit’in bütün günleri dokuzyüzoniki yıl oldu; ve öldü. 9/ Enos doksan yaşında Kenan’ın babası oldu, 11/ Enos’un bütün günleri dokuzyüzbeş yıl oldu; ve öldü. 12/ Ve Kenan yetmiş yaşında Mahalalel’in babası oldu, 14/ ve Kenan’ın bütün günleri dokuzyüzon yıl oldu; ve öldü. 15/ Mahalalel altmışbeş yaşında Yared’in babası oldu, 17/ ve Mahalalel’in bütün günleri sekizyüzdoksanbeş yıl oldu; ve öldü. 18/ Ve Yared yüzaltmışiki yaşında Hanok’un babası oldu, 20/ ve Yared’in bütün günleri dokuzyüzaltmışiki yıl oldu; ve öldü. 21/ Ve Hanok altmışbeş yaşında Metuşellah’ın babası oldu, 23/ ve Hanok’un bütün günleri ücyüzaltmışbeş yıl oldu. 25/ Ve Metuşellah yüzseksenyedi yaşında Lamek’in babası oldu, 27/ ve Metuşellah’ın bütün günleri dokuzyüzaltmışdokuz yıl oldu; ve öldü. 28/ Ve Lamek yüzsekseniki yaşında bir oğulun babası oldu; 29/ ve: işimizden Rabbin lanet ettiği topraktan olan ellerimizin zahmetinden, bu bizi teselli edecek, diyerek onun ismini Nuh koydu. 31/ ve Lamek’in bütün günleri yediyüzyetmişyedi yıl oldu; ve öldü. 32/ Ve Nuh beşyüz yaşında idi; ve Sam’ın, Ham’ın ve Yafet’in babası oldu.

Tekvin-9

28/ Ve Nuh tufandan sonra üçyüzelli yıl yaşadi. 29/ Ve Nuh’un bütün günleri dokuzyüzelli yıldı; ve öldü.

(Not: yukarıda söz edilen muhteremler, sadece Ayet’lerde belirtilen çocuklara sahip olmamışlardır. Aralarda atlanan Ayet’lerde, isim ve sayı verilmeden bir çok kız ve erkek çocuğun da olduğu söylenmektedir.)

Tevrat’da Nuh’un oğullarından Ham ve Yafet hakkında cok fazla ayrıntı yok, fakat Sam hakkında ayrıntı bulunmakta. (Tufandan iki yıl sonra Sam’ın oğlu Arpakşad doğuyor. Arpakşad doğduktan sonra Sam, beşyüzyıl daha yaşıyor. Tufan’da kaç yaşındaydı bilmiyoruz, dolayısıyla kaç yaşında öldüğünü de bilemiyoruz..) Sam mevzusu baygınlık verecek kadar çok isim içermektedir. İslam dünyası için de önem taşıyan Abram (İbrahim) ve Lut, Sam’ın soyundan gelmektedir.

Peki Musa kaç yıl yaşamıştır?

İslami kaynaklar Musa’nın 320 yıl yaşadığını bildirmekteler. Kardeşi Harun ise Musa’dan 3 yıl önce ölmüştür. Bu duruma göre Harun en az 300 yıl yaşamış olmalıdır(!). Her ikisinin ölümleri ile ilgili aktarılan hikaye de ilginçtir, bakalim;

Harun’un ölümü yaklaştığında, Sahra içinde bir ağaç ve o ağacın gölgesinde bir taht görür. Musa ‘ey kardeş’ bu taht kimindir dediğinde, Harun ‘bilmem kimindir, ama şunun üzerinde biraz uyuyayım’ der ve uyur. Bir daha uyanmaz, orada ölür. Öldükten sonra ağaç, taht ve Harun yok olur. Musa da Harun’un göğe çıktığını anlar. Musa beni-İsrail’e gelince pek hoş karşılanmaz, kardeşi Harun’u öldürdüğü söylenir. Musa buna çok üzülür ama durumu açıklayamaz. Bu olaydan 3 sene sonra Musa da ölür, ölümü kısaca şöyle olur;

öleceğini anlayan Musa vasiyetini hazırlar ve Yuşa ile beni-İsrail’den ayrılır. Biraz gittikten sonra bir rüzgar çıkar ve Musa o rüzgarın ne olduğunu anlar, fakat Yuşa anlamaz. Musa Yuşa’yı kucaklar, yel şiddetlenir ve karanlık olur. Musa Yuşa’yı kucaklamışken yok olur, yeleği Yuşa’nın elinde kalır. Yuşa beni İsrail’e dönünce, halk bu sefer Yuşa’nın Musa’yı öldürdüğünü söyleyip, Yuşa’yı öldürmeye kalkarlar. Bir melek devreye girer, durumu anlatır, vs.vs.

İsrailoğullarına göre biri öldü ise onu mutlaka öldüren başka biri vardır. Peygamber bile rahatca cinayet ile suçlanabilmektedir. Kimsenin kimseye güveni yoktur. Yahudilik güvensizlik üzerine kurulmuş, sapık bir dindir.

ateizm2.org adresinden alıntıdır…

Reklamlar

Temmuz 3, 2009

CEMİL ÇİÇEK VE AKP’NİN KÜRT VATANDAŞLARIMIZA BAKIŞI…


Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Hakkâri, Tunceli, Van ve Iğdır illerinde belediye başkanlıkları DTP’nin oldu.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu’nun köşesinde yayımlanan (31 Mart 2009 / Salı) demecinde şu değerlendirmeyi yaptı:
“Her parti, bu seçimde ne kazandığı kadar, neden daha fazla oy ve başkanlık kazanamadığına da kafa yormalı. Biz öyle yapacağız. Türkiye’nin belirli bir bölgesinde DTP’den başka parti kalmadı. Iğdır’ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar. AKP o bölgede sadece Mardin’i kazandı. Tamam Ankara’yı aldık diye sevinebiliriz, CHP de İzmir’i aldık diye övünebilir. Ama bu kutlamanın, Türkiye’nin güvenlik açısından sorunlu bölgesine yardımı olmaz. Oraya ayrıca dikkatle bir bakmak gerekir.”

Cemil Çiçek çok ilginç konuşmuş. Sanki AKP’ye oy verenler adam da DTP’ye oy verenler adam değil. Elbette DTP’nin de eleştirilecek çok tarafı var ama bu sözleri üzerine Çiçek’i eleştirmek şu an için daha yerinde olur.

Bir kere eğer DTP bir ötekiyse ve bu öteki aynı zamanda zararlıysa ve zararlı, AKP iktidarı zamanında güçlendiyse bunun sorumlusu zaten AKP’dir. Ama halkı ayıran ötekileştiren ne kadar DTP’dir ne kadar AKP’dir. İşin orası tartışılabilir. Mesela “Beğenmeyen çeker gider!” “Ananı al git!” “Gül’ü cumhurbaşkanı olarak kabul etmeyen ülkeyi terketsin!” “Ben senin mini eteğine karışıyor muyum?” gibi yaklaşımlar insanları ötekileştirmiyor mu?

Bunu geçelim Çiçek’in “Ermenistan sınırındalar” paranoyası ne oluyor? Kürtler zaten yüz yıldır Ermenistan sınırındalar. DTP orda bir seçim kazanınca ne çirkin laflar, ne saçma imalar bunlar böyle. Ona bakacak olursak Gül de kalktı Ermenistan’a gidip oranın Cumhurbaşkanı ile beraber futbol maçı seyretti. O zaman neden telaşa düşmedin, diye sorarlar adama. Kaldı ki DTP’den biri kalkıp da Ermenistan’a da gitmedi. Hoş gitse de Ermeniler’de de veba yok sanırım. Erdoğan seçim mitinglerinde başka bir parti için “kafatası Milliyetçisi” yakıştırmasını yapıyordu ama Çiçek’in son tavrı asıl kafatası Milliyetçisinin kimler olduğunu çok iyi gösteriyor.

Bir yandan TRT şeş’i aç, bir yandan Kürtlere vebalı insan muamelesi yap, bir yandan gecekondu mahallelerinde kömür dağıt, diğer yandan sağlığı paralı hale getir, emeklilik yaşını 65 yap prim ödeme gün sayısını uzat patronların yararına fukaranın gırtlağını sık. Bir yandan Davos’ta artistlik yap diğer yandan Gazze’yi bombalayan pilotları Konya’da eğit. Bu kadar ilkesiz, bu kadar yoz bir parti daha kuruldu mu? Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en ilkesiz, en omurgasız, en ikiyüzlü, en çıkarcı politikalarını izliyoruz başrolde AKP, alkışlar AKP’ye!

Teşekkürler Kloroben
Alıntıdır…

MUSA TANRIYA AKIL VERİYOR !

Filed under: 'Sorgu',Devrim,Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 3:49 pm

Tevrat’ın tanrısı İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarıyor Sonra Musa’yı Sina dağına çağırıyor, ona yapacağı işleri anlatıyor konuşuyor ve taş tabletleri veriyoe fakat bu sırada aşağıdaki halkın başına vekil bıraktığı harun İsrailoğullarının isteğiyle onlara altın bir buzağı putu yapıyor İsrailliler bu puta ibadet ediyor ve Tanrı duruma öfkeleniyor, bakalım ne oluyor:

“Çık.32: 7 RAB Musa’ya, “Aşağı in” dedi, “Mısır’dan çıkardığın halkınbaştan çıktı.

Çık.32: 8 Buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme birbuzağı yaparak önünde tapındılar, kurban kestiler. ‘Ey İsrailliler, sizi Mısır’dan çıkaran ilahınız budur!’ dediler.”

Çık.32: 9 RAB Musa’ya, “Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum” dedi,

Çık.32: 10 “Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yokedeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.”

Çık.32: 11 Musa Tanrısı RAB’be yalvardı: “Ya RAB, niçin kendi halkınakarşı öfken alevlensin? Onları Mısır’dan büyük kudretinle, güçlü elinle çıkardın.

Çık.32: 12 Neden Mısırlılar, ‘Tanrı kötü amaçla, dağlarda öldürmek, yeryüzünden silmek için onları Mısır’dan çıkardı’ desinler? Öfkelenme, vazgeç halkına yapacağın kötülükten.

Çık.32: 13 Kulların İbrahim’i, İshak’ı, İsrail’i anımsa. Onlara kendi üzerine ant içtin, ‘Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Söz verdiğim bu ülkenin tümünü soyunuza vereceğim. Sonsuza dek onlara miras olacak’ dedin.”

Çık.32: 14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.”

İyi ki Musa rabbe akıl vermiş yoksa durum vay ki vay. Demek ki Musa Allah’tan daha iyi biliyordu.

Teşekkürler Kloroben 🙂
Alıntıdır…

SINAV…

Filed under: Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 3:43 pm

Tanrı kavramını şöyle bir basitçe ele alayım dedim.

[Bu arada zırvacı arkadaşlarımız uzun zamandır yorumlarda yoklar , özledik onları :)]

Öncelikle Tanrı neyin nesidir bir beyin fırtınası yapalım .

-Resmi-
YOK!

İsim : Tanrı
Ana adı : İnsan/Belirsiz
Baba adı : İnsan/Belirsiz
Lakapları : Yehova , Ahura Mazda , Allah ve bilimum içimizin yağını eriten isimler…
Kütüğü : Ne sağdadır , ne solda . Belirsiz
Doğum tarihi : Bilinmiyor (bkz. İnsanlık Tarihi)
Cinsiyet : Bilinmiyor , bilinen tek şey ne erkek ne kadın olduğu..
Dini : Yok , yahut bilinmiyor… ( Araplara göre Müslüman )

Şimdi bu paranoyak Tanrımızı sorgulayalım…

Madem indirdiği tüm kutsal kitaplarda da geçtiği gibi Tanrı sonsuz kudret sahibiyse , geleceği de biliyor demektir…

Pekala madem geleceği biliyor , bizi yaratırken cennete veya cehenneme gideceğimizi de önceden biliyor demektir…

Öyleyse neden sınava tabi tutuyor ?
Demekki bilmiyor ?
Her şeye kudreti yetmeyen bir varlığa(yokluğa) inanmak ne derece mantıklıdır ?

İndirdiği kitapların bilimle ve mantıkla çelişmesini geçtim ,
Neden kendisiyle çelişir ?

Neden yarattığı kullar arasında cinsiyet ayrımcılığı yapar ?
Neden yarattığı kulunu cehennemde sonsuza dek yakmak ister ?
Bir anne/baba bunu yapabilir mi ?

Tek seferde en mükemmeli olan Kur’anı indiremedi mi ?
Neden en mükemmel kitap için öncesinde 3 kitap indi ?
Onlar kendi zamanlarının en mükemmel kitaplarıysa Tanrı insanların değiştirmesine neden izin verdi ?
Kur’anın değiştirilmesine neden izin vermiyor ?

Neden ! Neden ! Neden !

Bitmez …

Haziran 29, 2009

Başvuru Formu…

Filed under: Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 1:41 pm

İsminiz ( Sadece İsminiz ) :
Hangi şehirdensiniz ? :
Yaşınız :
Öğrenim Durumunuz :
Ne sıklıkla kitap okur(bitirirsiniz) ? :
Size göre genel kültürünüz hangi seviyede ? :
Evrim teorisinden ne derece haberdarsınız ? Kabul ediyor musunuz ? :
Evrim bizden ne derece haberdar ? [Kilit Soru] :
Hafta içi online süreniz :
Hafta sonu online süreniz :
Ortalama olarak günlük blog’a ayırabileceğiniz süreniz :
Mesleğiniz :
Siyasi Görüşünüz :
Dini Görüşünüz :
Ne sıklıkla gündemi takip edersiniz ? :

Formumuz bu sorulardan oluşmaktadır.
Eksiksiz doldurup k1z1lyank1@gmail.com adresine göndermeniz durumunda değerlendirmeye alınacaktır…

Saygılarımla

Haziran 25, 2009

Aciz Yehova Her Şeyi Bir Anda Yaratamadı Mı ?

[Yaratılış/Yaratılış-1]
Tevrat’tan İnciler. Saçmalardan Seçmeler

Tek seferde okuyun diye ‘more’ komutu vermeden , buyrun !

1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.

2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.

3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.

4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.

5 Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

6 Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu.

7 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.

8 Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

9 Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu.

10 Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

11 Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu.

12 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

13 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.

14 Tanrı şöyle buyurdu: “Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu.

15

16 Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı.

17 Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

18

19 Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.

20 Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu.

21 Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

22 Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı.

23 Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.

24 Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. D. Not-1:24 “Sürüngen”: İbranice sözcük fare, böcek gibi öteki kara hayvanlarını da kapsıyor.

25 Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

26 Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.”

27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.

28 Onları kutsayarak, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun.

29 İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.

30 Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu.

31 Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.

***

İbranicesini de Verelim İtiraz Edecek Arkadaşlar İçin

***

בְּרֵאשִׁ֖ית בָּרָ֣א אֱלֹהִ֑ים אֵ֥ת הַשָּׁמַ֖יִם וְאֵ֥ת הָאָֽרֶץ׃

2 וְהָאָ֗רֶץ הָיְתָ֥ה תֹ֙הוּ֙ וָבֹ֔הוּ וְחֹ֖שֶׁךְ עַל־פְּנֵ֣י תְהֹ֑ום וְר֣וּחַ אֱלֹהִ֔ים מְרַחֶ֖פֶת עַל־פְּנֵ֥י הַמָּֽיִם׃

3 וַיֹּ֥אמֶר אֱלֹהִ֖ים יְהִ֣י אֹ֑ור וַֽיְהִי־אֹֽור׃

4 וַיַּ֧רְא אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָאֹ֖ור כִּי־טֹ֑וב וַיַּבְדֵּ֣ל אֱלֹהִ֔ים בֵּ֥ין הָאֹ֖ור וּבֵ֥ין הַחֹֽשֶׁךְ׃

5 וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ לָאֹור֙ יֹ֔ום וְלַחֹ֖שֶׁךְ קָ֣רָא לָ֑יְלָה וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום אֶחָֽד׃

6 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יְהִ֥י רָקִ֖יעַ בְּתֹ֣וךְ הַמָּ֑יִם וִיהִ֣י מַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין מַ֖יִם לָמָֽיִם׃

7 וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֮ אֶת־הָרָקִיעַ֒ וַיַּבְדֵּ֗ל בֵּ֤ין הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁר֙ מִתַּ֣חַת לָרָקִ֔יעַ וּבֵ֣ין הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֖ר מֵעַ֣ל לָרָקִ֑יעַ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

8 וַיִּקְרָ֧א אֱלֹהִ֛ים לָֽרָקִ֖יעַ שָׁמָ֑יִם וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום שֵׁנִֽי׃

9 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יִקָּו֨וּ הַמַּ֜יִם מִתַּ֤חַת הַשָּׁמַ֙יִם֙ אֶל־מָקֹ֣ום אֶחָ֔ד וְתֵרָאֶ֖ה הַיַּבָּשָׁ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

10 וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ לַיַּבָּשָׁה֙ אֶ֔רֶץ וּלְמִקְוֵ֥ה הַמַּ֖יִם קָרָ֣א יַמִּ֑ים וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

11 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים תַּֽדְשֵׁ֤א הָאָ֙רֶץ֙ דֶּ֔שֶׁא עֵ֚שֶׂב מַזְרִ֣יעַ זֶ֔רַע עֵ֣ץ פְּרִ֞י עֹ֤שֶׂה פְּרִי֙ לְמִינֹ֔ו אֲשֶׁ֥ר זַרְעֹו־בֹ֖ו עַל־הָאָ֑רֶץ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

12 וַתֹּוצֵ֨א הָאָ֜רֶץ דֶּ֠שֶׁא עֵ֣שֶׂב מַזְרִ֤יעַ זֶ֙רַע֙ לְמִינֵ֔הוּ וְעֵ֧ץ עֹֽשֶׂה־פְּרִ֛י3 אֲשֶׁ֥ר זַרְעֹו־בֹ֖ו לְמִינֵ֑הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

13 וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום שְׁלִישִֽׁי׃

14 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יְהִ֤י מְאֹרֹת֙ בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמַ֔יִם לְהַבְדִּ֕יל בֵּ֥ין הַיֹּ֖ום וּבֵ֣ין הַלָּ֑יְלָה וְהָי֤וּ לְאֹתֹת֙ וּלְמֹ֣ועֲדִ֔ים וּלְיָמִ֖ים וְשָׁנִֽים׃

15 וְהָי֤וּ לִמְאֹורֹת֙ בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמַ֔יִם לְהָאִ֖יר עַל־הָאָ֑רֶץ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

16 וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִ֔ים אֶת־שְׁנֵ֥י הַמְּאֹרֹ֖ת הַגְּדֹלִ֑ים אֶת־הַמָּאֹ֤ור הַגָּדֹל֙ לְמֶמְשֶׁ֣לֶת הַיֹּ֔ום וְאֶת־הַמָּאֹ֤ור הַקָּטֹן֙ לְמֶמְשֶׁ֣לֶת הַלַּ֔יְלָה וְאֵ֖ת הַכֹּוכָבִֽים׃

17 וַיִּתֵּ֥ן אֹתָ֛ם אֱלֹהִ֖ים בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמָ֑יִם לְהָאִ֖יר עַל־הָאָֽרֶץ׃

18 וְלִמְשֹׁל֙ בַּיֹּ֣ום וּבַלַּ֔יְלָה וּֽלֲהַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין הָאֹ֖ור וּבֵ֣ין הַחֹ֑שֶׁךְ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

19 וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום רְבִיעִֽי׃

20 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יִשְׁרְצ֣וּ הַמַּ֔יִם שֶׁ֖רֶץ נֶ֣פֶשׁ חַיָּ֑ה וְעֹוף֙ יְעֹופֵ֣ף עַל־הָאָ֔רֶץ עַל־פְּנֵ֖י רְקִ֥יעַ הַשָּׁמָֽיִם׃

21 וַיִּבְרָ֣א אֱלֹהִ֔ים אֶת־הַתַּנִּינִ֖ם הַגְּדֹלִ֑ים וְאֵ֣ת כָּל־נֶ֣פֶשׁ הַֽחַיָּ֣ה׀ הָֽרֹמֶ֡שֶׂת אֲשֶׁר֩ שָׁרְצ֨וּ הַמַּ֜יִם לְמִֽינֵהֶ֗ם וְאֵ֨ת כָּל־עֹ֤וף כָּנָף֙ לְמִינֵ֔הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

22 וַיְבָ֧רֶךְ אֹתָ֛ם אֱלֹהִ֖ים לֵאמֹ֑ר פְּר֣וּ וּרְב֗וּ וּמִלְא֤וּ אֶת־הַמַּ֙יִם֙ בַּיַּמִּ֔ים וְהָעֹ֖וף יִ֥רֶב בָּאָֽרֶץ׃

23 וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום חֲמִישִֽׁי׃

24 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים תֹּוצֵ֨א הָאָ֜רֶץ נֶ֤פֶשׁ חַיָּה֙ לְמִינָ֔הּ בְּהֵמָ֥ה וָרֶ֛מֶשׂ וְחַֽיְתֹו־אֶ֖רֶץ לְמִינָ֑הּ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

25 וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֩ אֶת־חַיַּ֨ת הָאָ֜רֶץ לְמִינָ֗הּ וְאֶת־הַבְּהֵמָה֙ לְמִינָ֔הּ וְאֵ֛ת כָּל־רֶ֥מֶשׂ הָֽאֲדָמָ֖ה לְמִינֵ֑הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

26 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים נַֽעֲשֶׂ֥ה אָדָ֛ם בְּצַלְמֵ֖נוּ כִּדְמוּתֵ֑נוּ וְיִרְדּוּ֩ בִדְגַ֨ת הַיָּ֜ם וּבְעֹ֣וף הַשָּׁמַ֗יִם וּבַבְּהֵמָה֙ וּבְכָל־הָאָ֔רֶץ וּבְכָל־הָרֶ֖מֶשׂ הָֽרֹמֵ֥שׂ עַל־הָאָֽרֶץ׃

27 וַיִּבְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ אֶת־הָֽאָדָם֙ בְּצַלְמֹ֔ו בְּצֶ֥לֶם אֱלֹהִ֖ים בָּרָ֣א אֹתֹ֑ו זָכָ֥ר וּנְקֵבָ֖ה בָּרָ֥א אֹתָֽם׃

28 וַיְבָ֣רֶךְ אֹתָם֮ אֱלֹהִים֒ וַיֹּ֨אמֶר לָהֶ֜ם אֱלֹהִ֗ים פְּר֥וּ וּרְב֛וּ וּמִלְא֥וּ אֶת־הָאָ֖רֶץ וְכִבְשֻׁ֑הָ וּרְד֞וּ בִּדְגַ֤ת הַיָּם֙ וּבְעֹ֣וף הַשָּׁמַ֔יִם וּבְכָל־חַיָּ֖ה הָֽרֹמֶ֥שֶׂת עַל־הָאָֽרֶץ׃

29 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים הִנֵּה֩ נָתַ֨תִּי לָכֶ֜ם אֶת־כָּל־עֵ֣שֶׂב׀ זֹרֵ֣עַ זֶ֗רַע אֲשֶׁר֙ עַל־פְּנֵ֣י כָל־הָאָ֔רֶץ וְאֶת־כָּל־הָעֵ֛ץ אֲשֶׁר־בֹּ֥ו פְרִי־עֵ֖ץ זֹרֵ֣עַ זָ֑רַע לָכֶ֥ם יִֽהְיֶ֖ה לְאָכְלָֽה׃

30 וּֽלְכָל־חַיַּ֣ת הָ֠אָרֶץ וּלְכָל־עֹ֨וף הַשָּׁמַ֜יִם וּלְכֹ֣ל׀ רֹומֵ֣שׂ עַל־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁר־בֹּו֙ נֶ֣פֶשׁ חַיָּ֔ה אֶת־כָּל־יֶ֥רֶק עֵ֖שֶׂב לְאָכְלָ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

31 וַיַּ֤רְא אֱלֹהִים֙ אֶת־כָּל־אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וְהִנֵּה־טֹ֖וב מְאֹ֑ד וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום הַשִּׁשִּֽׁי׃

***

Şimdi soracağım soru şu ; bu tevrattaki tanrının her şeyi 1 günde yaratmaya gücü yetmiyor muymuş ki 6 günde yaratmış..
Ya da tek seferde en mükemmelini düşünemiyor mu da aşama aşama ilerliyor ?

Haziran 21, 2009

Misyonerlik İddiaları… [ Bildiri ]

Filed under: Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 7:54 am

Arkadaşlar , ben halkımı bir nebze de olsa uyandırabilmek için giriştiğim bu çalışmada hiçbir vakit asla misyonerlik amacı taşımadım. Siteme gelen insanlar arasında bunu iddia edenler çoğunlukta. Bu iddiayı da genelde hep İslam karşıtı yazılar yazmamla bağdaştırıyorlar.

Şüphesiz bu durumdan şuanda son derece huzursuzum çünkü ben bir vatansever olarak yetiştirildim ve hayatım boyunca bir vatansever olarak yaşadım.

Arkadaşların bu tip iddialarını çürütmek için blogumun makale veya inceleme yazıları yelpazesini biraz genişletmeye karar verdim…
Bu tarihten itibaren artık yazacağım inceleme-araştırma yazıları yahut makaleler İslam bazlı değil. ‘Tüm dinler’ bazlı olacaktır.
Nitekim ‘dinler tarihi’ konusunda uzmanlaşmaya hevesli olan bir zatın bunu yapması gayet doğal karşılanacaktır.

Haziran 18, 2009

Tanrı Ölüyor Mu ?

Filed under: 'Sorgu',Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 8:23 pm

Merhaba arkadaşlar uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz …
Bu arada yorum yazan kardeşlerimiz olmuş ilgilerinden dolayı teşekkür ederim ama yaklaşık bir aydır buralarda değildim cevap yazamadım 🙂
Daha sonra tekrar gelirlerse sorularını cevaplarım enine boyuna saygı çerçevesi içinde tartışırız.

—–

Erinmedim dostlar , oturdum yazdım…

—–

-Tanrı ölüyor mu?-

Bilimin ve çağdaş teknolojinin her geçen gün ivmelenerek geliştiği dünyada yavaş yavaş ilkel ‘yaratıcı’ kavramı da çökmeye yüz tutmuştur.
Peki insanların bugüne kadar sıkı sıkıya inandığı , uğruna savaşların yapıldığı , kanların döküldüğü dogmalar bugün neden Ortaçağ’da olduğu kadar insanlar üzerinde etkili bir faktör olamıyor.
Neden çürümeye yüz tuttular ?

Acaba zaman Tanrı’dan kudretli mi !?!
Hayır değil…
Açıklayacağım!
Bre bu kafir neler saçmalıyor demeden önce okuyun . Sonra ister sövün ister hak verin… (more…)

Mayıs 6, 2009

Pasifize oluyoruz..

Filed under: Devrim,Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 5:51 pm

Değerli ziyaretçilerimiz , arkadaşlarımız…

Şu günkü tarihten 10 ila 12 Haziran’a kadar pasifize olma kararı almış bulunmaktayız…

En geç 13 Haziran’da görüşmek üzere…

Soru ve yorumlarınız olursa öncelikle yazılarımın arasında bulmaya çalışın.
Cevap bulamazsanız
AteisTPLATFORM‘a bir göz gezdirin…

Hala bulamadıysanız , 13 Haziran’ı beklemek zorunda kalacaksınız…

Saygılarımla…
Kızıl Derili Dev

Nisan 27, 2009

Ünlü Ateistler

Filed under: Objektifliğe ilk adımlar .. — k1z1l @ 2:14 pm

Dünyadan

woody allen

Woody Allen

Sinema/TV

Woody Allen (1935-): Amerikalı yönetmen, oyuncu, senarist.

Jodie Foster (1962–): Amerikalı iki oscar ödüllü oyuncu, yönetmen, prodüktör.

(more…)

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.