ATHEIST’S DIARY / ATEİSTİN GÜNLÜĞÜ

Temmuz 7, 2009

[Tevrat’ın Eleştirisi] Uzun Ömürlü Nebiler…

Kutsal kitaplarda anlatılan, gerçekte yaşadıklarına dair hiç bir kanıt olmayan Peygamberler ve onlarin yine Peygamber olan çocukları, inanılmaz derecede uzun yaşamışlardır.

İnsanların ortalama 40-50 sene civarinda yaşadıkları bir dönemde kaleme alınan kutsal kitaplar, oldukça abartılı bu yaş anlatımlarını elbette ki mucizevi bir şeyler gösterme amacıyla yapmışlardır. Fakat hiç bir insanın yaşayamayacağı bu süreleri, bir çok kıytırık peygamber yaşamışken(!), her ne hikmetse çok daha meşhur olan İsa ve Muhammed yaşayamamışlardır. Biri 30’ların başında, diğeri ise 50’lerin sonunda hakkın rahmetine kavuşmustur.

Eski Ahit’de Adem ve takip eden neslinin bir kısmının yaşları hakkında bir bölüm var, aşağıda veriyorum (dikkat ediniz, arada hiç bir kadın bulunmamaktadır);

Tekvin-5

3/ Ve Adem yüzotuz yaşında, kendi benzeyişinde, suretine göre bir oğulun babası oldu; ve onun adını Şit koydu, 4/ Ve Şit’in babası olduktan sonra, Adem’in günleri sekizyüz yıl oldu. 5/ Ve Adem’in yaşadığı bütün günler dokuzyüzotuz yıl oldu; ve öldü. 6/ Ve Şit yüzbeş yaşında, Enos’un babası oldu; 8/ ve Şit’in bütün günleri dokuzyüzoniki yıl oldu; ve öldü. 9/ Enos doksan yaşında Kenan’ın babası oldu, 11/ Enos’un bütün günleri dokuzyüzbeş yıl oldu; ve öldü. 12/ Ve Kenan yetmiş yaşında Mahalalel’in babası oldu, 14/ ve Kenan’ın bütün günleri dokuzyüzon yıl oldu; ve öldü. 15/ Mahalalel altmışbeş yaşında Yared’in babası oldu, 17/ ve Mahalalel’in bütün günleri sekizyüzdoksanbeş yıl oldu; ve öldü. 18/ Ve Yared yüzaltmışiki yaşında Hanok’un babası oldu, 20/ ve Yared’in bütün günleri dokuzyüzaltmışiki yıl oldu; ve öldü. 21/ Ve Hanok altmışbeş yaşında Metuşellah’ın babası oldu, 23/ ve Hanok’un bütün günleri ücyüzaltmışbeş yıl oldu. 25/ Ve Metuşellah yüzseksenyedi yaşında Lamek’in babası oldu, 27/ ve Metuşellah’ın bütün günleri dokuzyüzaltmışdokuz yıl oldu; ve öldü. 28/ Ve Lamek yüzsekseniki yaşında bir oğulun babası oldu; 29/ ve: işimizden Rabbin lanet ettiği topraktan olan ellerimizin zahmetinden, bu bizi teselli edecek, diyerek onun ismini Nuh koydu. 31/ ve Lamek’in bütün günleri yediyüzyetmişyedi yıl oldu; ve öldü. 32/ Ve Nuh beşyüz yaşında idi; ve Sam’ın, Ham’ın ve Yafet’in babası oldu.

Tekvin-9

28/ Ve Nuh tufandan sonra üçyüzelli yıl yaşadi. 29/ Ve Nuh’un bütün günleri dokuzyüzelli yıldı; ve öldü.

(Not: yukarıda söz edilen muhteremler, sadece Ayet’lerde belirtilen çocuklara sahip olmamışlardır. Aralarda atlanan Ayet’lerde, isim ve sayı verilmeden bir çok kız ve erkek çocuğun da olduğu söylenmektedir.)

Tevrat’da Nuh’un oğullarından Ham ve Yafet hakkında cok fazla ayrıntı yok, fakat Sam hakkında ayrıntı bulunmakta. (Tufandan iki yıl sonra Sam’ın oğlu Arpakşad doğuyor. Arpakşad doğduktan sonra Sam, beşyüzyıl daha yaşıyor. Tufan’da kaç yaşındaydı bilmiyoruz, dolayısıyla kaç yaşında öldüğünü de bilemiyoruz..) Sam mevzusu baygınlık verecek kadar çok isim içermektedir. İslam dünyası için de önem taşıyan Abram (İbrahim) ve Lut, Sam’ın soyundan gelmektedir.

Peki Musa kaç yıl yaşamıştır?

İslami kaynaklar Musa’nın 320 yıl yaşadığını bildirmekteler. Kardeşi Harun ise Musa’dan 3 yıl önce ölmüştür. Bu duruma göre Harun en az 300 yıl yaşamış olmalıdır(!). Her ikisinin ölümleri ile ilgili aktarılan hikaye de ilginçtir, bakalim;

Harun’un ölümü yaklaştığında, Sahra içinde bir ağaç ve o ağacın gölgesinde bir taht görür. Musa ‘ey kardeş’ bu taht kimindir dediğinde, Harun ‘bilmem kimindir, ama şunun üzerinde biraz uyuyayım’ der ve uyur. Bir daha uyanmaz, orada ölür. Öldükten sonra ağaç, taht ve Harun yok olur. Musa da Harun’un göğe çıktığını anlar. Musa beni-İsrail’e gelince pek hoş karşılanmaz, kardeşi Harun’u öldürdüğü söylenir. Musa buna çok üzülür ama durumu açıklayamaz. Bu olaydan 3 sene sonra Musa da ölür, ölümü kısaca şöyle olur;

öleceğini anlayan Musa vasiyetini hazırlar ve Yuşa ile beni-İsrail’den ayrılır. Biraz gittikten sonra bir rüzgar çıkar ve Musa o rüzgarın ne olduğunu anlar, fakat Yuşa anlamaz. Musa Yuşa’yı kucaklar, yel şiddetlenir ve karanlık olur. Musa Yuşa’yı kucaklamışken yok olur, yeleği Yuşa’nın elinde kalır. Yuşa beni İsrail’e dönünce, halk bu sefer Yuşa’nın Musa’yı öldürdüğünü söyleyip, Yuşa’yı öldürmeye kalkarlar. Bir melek devreye girer, durumu anlatır, vs.vs.

İsrailoğullarına göre biri öldü ise onu mutlaka öldüren başka biri vardır. Peygamber bile rahatca cinayet ile suçlanabilmektedir. Kimsenin kimseye güveni yoktur. Yahudilik güvensizlik üzerine kurulmuş, sapık bir dindir.

ateizm2.org adresinden alıntıdır…

Reklamlar

Haziran 25, 2009

Aciz Yehova Her Şeyi Bir Anda Yaratamadı Mı ?

[Yaratılış/Yaratılış-1]
Tevrat’tan İnciler. Saçmalardan Seçmeler

Tek seferde okuyun diye ‘more’ komutu vermeden , buyrun !

1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.

2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.

3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.

4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.

5 Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

6 Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu.

7 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.

8 Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

9 Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu.

10 Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

11 Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu.

12 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

13 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.

14 Tanrı şöyle buyurdu: “Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu.

15

16 Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı.

17 Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

18

19 Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.

20 Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu.

21 Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

22 Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı.

23 Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.

24 Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. D. Not-1:24 “Sürüngen”: İbranice sözcük fare, böcek gibi öteki kara hayvanlarını da kapsıyor.

25 Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

26 Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.”

27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.

28 Onları kutsayarak, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun.

29 İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.

30 Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu.

31 Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.

***

İbranicesini de Verelim İtiraz Edecek Arkadaşlar İçin

***

בְּרֵאשִׁ֖ית בָּרָ֣א אֱלֹהִ֑ים אֵ֥ת הַשָּׁמַ֖יִם וְאֵ֥ת הָאָֽרֶץ׃

2 וְהָאָ֗רֶץ הָיְתָ֥ה תֹ֙הוּ֙ וָבֹ֔הוּ וְחֹ֖שֶׁךְ עַל־פְּנֵ֣י תְהֹ֑ום וְר֣וּחַ אֱלֹהִ֔ים מְרַחֶ֖פֶת עַל־פְּנֵ֥י הַמָּֽיִם׃

3 וַיֹּ֥אמֶר אֱלֹהִ֖ים יְהִ֣י אֹ֑ור וַֽיְהִי־אֹֽור׃

4 וַיַּ֧רְא אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָאֹ֖ור כִּי־טֹ֑וב וַיַּבְדֵּ֣ל אֱלֹהִ֔ים בֵּ֥ין הָאֹ֖ור וּבֵ֥ין הַחֹֽשֶׁךְ׃

5 וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ לָאֹור֙ יֹ֔ום וְלַחֹ֖שֶׁךְ קָ֣רָא לָ֑יְלָה וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום אֶחָֽד׃

6 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יְהִ֥י רָקִ֖יעַ בְּתֹ֣וךְ הַמָּ֑יִם וִיהִ֣י מַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין מַ֖יִם לָמָֽיִם׃

7 וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֮ אֶת־הָרָקִיעַ֒ וַיַּבְדֵּ֗ל בֵּ֤ין הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁר֙ מִתַּ֣חַת לָרָקִ֔יעַ וּבֵ֣ין הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֖ר מֵעַ֣ל לָרָקִ֑יעַ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

8 וַיִּקְרָ֧א אֱלֹהִ֛ים לָֽרָקִ֖יעַ שָׁמָ֑יִם וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום שֵׁנִֽי׃

9 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יִקָּו֨וּ הַמַּ֜יִם מִתַּ֤חַת הַשָּׁמַ֙יִם֙ אֶל־מָקֹ֣ום אֶחָ֔ד וְתֵרָאֶ֖ה הַיַּבָּשָׁ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

10 וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ לַיַּבָּשָׁה֙ אֶ֔רֶץ וּלְמִקְוֵ֥ה הַמַּ֖יִם קָרָ֣א יַמִּ֑ים וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

11 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים תַּֽדְשֵׁ֤א הָאָ֙רֶץ֙ דֶּ֔שֶׁא עֵ֚שֶׂב מַזְרִ֣יעַ זֶ֔רַע עֵ֣ץ פְּרִ֞י עֹ֤שֶׂה פְּרִי֙ לְמִינֹ֔ו אֲשֶׁ֥ר זַרְעֹו־בֹ֖ו עַל־הָאָ֑רֶץ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

12 וַתֹּוצֵ֨א הָאָ֜רֶץ דֶּ֠שֶׁא עֵ֣שֶׂב מַזְרִ֤יעַ זֶ֙רַע֙ לְמִינֵ֔הוּ וְעֵ֧ץ עֹֽשֶׂה־פְּרִ֛י3 אֲשֶׁ֥ר זַרְעֹו־בֹ֖ו לְמִינֵ֑הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

13 וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום שְׁלִישִֽׁי׃

14 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יְהִ֤י מְאֹרֹת֙ בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמַ֔יִם לְהַבְדִּ֕יל בֵּ֥ין הַיֹּ֖ום וּבֵ֣ין הַלָּ֑יְלָה וְהָי֤וּ לְאֹתֹת֙ וּלְמֹ֣ועֲדִ֔ים וּלְיָמִ֖ים וְשָׁנִֽים׃

15 וְהָי֤וּ לִמְאֹורֹת֙ בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמַ֔יִם לְהָאִ֖יר עַל־הָאָ֑רֶץ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

16 וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִ֔ים אֶת־שְׁנֵ֥י הַמְּאֹרֹ֖ת הַגְּדֹלִ֑ים אֶת־הַמָּאֹ֤ור הַגָּדֹל֙ לְמֶמְשֶׁ֣לֶת הַיֹּ֔ום וְאֶת־הַמָּאֹ֤ור הַקָּטֹן֙ לְמֶמְשֶׁ֣לֶת הַלַּ֔יְלָה וְאֵ֖ת הַכֹּוכָבִֽים׃

17 וַיִּתֵּ֥ן אֹתָ֛ם אֱלֹהִ֖ים בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמָ֑יִם לְהָאִ֖יר עַל־הָאָֽרֶץ׃

18 וְלִמְשֹׁל֙ בַּיֹּ֣ום וּבַלַּ֔יְלָה וּֽלֲהַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין הָאֹ֖ור וּבֵ֣ין הַחֹ֑שֶׁךְ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

19 וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום רְבִיעִֽי׃

20 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יִשְׁרְצ֣וּ הַמַּ֔יִם שֶׁ֖רֶץ נֶ֣פֶשׁ חַיָּ֑ה וְעֹוף֙ יְעֹופֵ֣ף עַל־הָאָ֔רֶץ עַל־פְּנֵ֖י רְקִ֥יעַ הַשָּׁמָֽיִם׃

21 וַיִּבְרָ֣א אֱלֹהִ֔ים אֶת־הַתַּנִּינִ֖ם הַגְּדֹלִ֑ים וְאֵ֣ת כָּל־נֶ֣פֶשׁ הַֽחַיָּ֣ה׀ הָֽרֹמֶ֡שֶׂת אֲשֶׁר֩ שָׁרְצ֨וּ הַמַּ֜יִם לְמִֽינֵהֶ֗ם וְאֵ֨ת כָּל־עֹ֤וף כָּנָף֙ לְמִינֵ֔הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

22 וַיְבָ֧רֶךְ אֹתָ֛ם אֱלֹהִ֖ים לֵאמֹ֑ר פְּר֣וּ וּרְב֗וּ וּמִלְא֤וּ אֶת־הַמַּ֙יִם֙ בַּיַּמִּ֔ים וְהָעֹ֖וף יִ֥רֶב בָּאָֽרֶץ׃

23 וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום חֲמִישִֽׁי׃

24 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים תֹּוצֵ֨א הָאָ֜רֶץ נֶ֤פֶשׁ חַיָּה֙ לְמִינָ֔הּ בְּהֵמָ֥ה וָרֶ֛מֶשׂ וְחַֽיְתֹו־אֶ֖רֶץ לְמִינָ֑הּ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

25 וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֩ אֶת־חַיַּ֨ת הָאָ֜רֶץ לְמִינָ֗הּ וְאֶת־הַבְּהֵמָה֙ לְמִינָ֔הּ וְאֵ֛ת כָּל־רֶ֥מֶשׂ הָֽאֲדָמָ֖ה לְמִינֵ֑הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֹֽוב׃

26 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים נַֽעֲשֶׂ֥ה אָדָ֛ם בְּצַלְמֵ֖נוּ כִּדְמוּתֵ֑נוּ וְיִרְדּוּ֩ בִדְגַ֨ת הַיָּ֜ם וּבְעֹ֣וף הַשָּׁמַ֗יִם וּבַבְּהֵמָה֙ וּבְכָל־הָאָ֔רֶץ וּבְכָל־הָרֶ֖מֶשׂ הָֽרֹמֵ֥שׂ עַל־הָאָֽרֶץ׃

27 וַיִּבְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים׀ אֶת־הָֽאָדָם֙ בְּצַלְמֹ֔ו בְּצֶ֥לֶם אֱלֹהִ֖ים בָּרָ֣א אֹתֹ֑ו זָכָ֥ר וּנְקֵבָ֖ה בָּרָ֥א אֹתָֽם׃

28 וַיְבָ֣רֶךְ אֹתָם֮ אֱלֹהִים֒ וַיֹּ֨אמֶר לָהֶ֜ם אֱלֹהִ֗ים פְּר֥וּ וּרְב֛וּ וּמִלְא֥וּ אֶת־הָאָ֖רֶץ וְכִבְשֻׁ֑הָ וּרְד֞וּ בִּדְגַ֤ת הַיָּם֙ וּבְעֹ֣וף הַשָּׁמַ֔יִם וּבְכָל־חַיָּ֖ה הָֽרֹמֶ֥שֶׂת עַל־הָאָֽרֶץ׃

29 וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים הִנֵּה֩ נָתַ֨תִּי לָכֶ֜ם אֶת־כָּל־עֵ֣שֶׂב׀ זֹרֵ֣עַ זֶ֗רַע אֲשֶׁר֙ עַל־פְּנֵ֣י כָל־הָאָ֔רֶץ וְאֶת־כָּל־הָעֵ֛ץ אֲשֶׁר־בֹּ֥ו פְרִי־עֵ֖ץ זֹרֵ֣עַ זָ֑רַע לָכֶ֥ם יִֽהְיֶ֖ה לְאָכְלָֽה׃

30 וּֽלְכָל־חַיַּ֣ת הָ֠אָרֶץ וּלְכָל־עֹ֨וף הַשָּׁמַ֜יִם וּלְכֹ֣ל׀ רֹומֵ֣שׂ עַל־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁר־בֹּו֙ נֶ֣פֶשׁ חַיָּ֔ה אֶת־כָּל־יֶ֥רֶק עֵ֖שֶׂב לְאָכְלָ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

31 וַיַּ֤רְא אֱלֹהִים֙ אֶת־כָּל־אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וְהִנֵּה־טֹ֖וב מְאֹ֑ד וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר יֹ֥ום הַשִּׁשִּֽׁי׃

***

Şimdi soracağım soru şu ; bu tevrattaki tanrının her şeyi 1 günde yaratmaya gücü yetmiyor muymuş ki 6 günde yaratmış..
Ya da tek seferde en mükemmelini düşünemiyor mu da aşama aşama ilerliyor ?

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.